Ne kuşku, ne komplo, sorun tamamen ilkellik

 

ABD`de (Houston) yaşayan Dr. Selim Yalvaç`ın gönderdiği bir iletiyi okuduk. Yazının tamamına katılıp katılmadığımız bir yana, halk sağlığımız konusundaki ta aynen tanımlamasını ve önerisini aynen paylaşmamak ne mümkün. Şunları yazıyor Dr. Yalvaç: “Tavuklarla aynı evlerde yaşayanlar, virüs ile bakteri arasındaki farkı bilmeyenler, halk sağlığını turizm ve ihracat riskinden geride tutanlar.. Bizi bu zihniyette insanlar yönetirken ne kuşkusu ne komplosu. Kuş gribi, Ukrayna, Rusya, Yunan adaları ve Romanya`da görüldü. Bu ülkelerde virüs insanlara sirayet etmiyorsa, bu onların ölü kuşu (tavuğu) çöpe attıktan sonra eldivenleri çocukların oynadığı yerlere bırakmayan bilinçli bireyler olmasından kaynaklanıyor. Bu ilkelikle, bu kadar az zararla yakamızı sıyırdığımıza şükredelim.”

Bundan bir süre öncesinde Küba Sağlık Bakanı, Che Guevera`nın kızı İsviçre`yi ziyaret etmiş ve Bern`de bir de konferans vermişti. Konferans sonunda, kendisine ABD`nin 1962 yılından beri Küba`ya ekonomik ambargo uygulamasına karşın, Fidel Castro`nun hala nasıl iktidarda kalabildiği sorusu yöneltildi. Kübalı bayan hekim bakan soruyu şöyle yanıtladı: “Eğitim ve sağlık; Fidel amca bu iki temel konu ile bizzat uğraşmaktadır..” Konferanstan sonra Harenberg Lexıkon`a baktık ve bu iki konuda Küba ile Türkiye arasında karşılaştırma yaptık. Örneğin okur-yazarlık oranı Küba`da %96, Türkiye`de %81 idi. Eğitim Birliği yasasını bir kenara itip, İmam Hatip odaklı eğitime ve buna dayalı üniversiteler oluşturulmasına ağırlık verilmesi heveslerinin eğitimin niteliğini  ne hale getireceğini şimdilik burada noktalayalım. Aynı kaynağa göre, Küba`da 326 kişiye bir hekim düşerken, Türkiye`de bu sayı 1189`dur. Yani Küba`da hekim sayısı göreceli olarak Türkiye`dekinden üç katından fazla. Küba`lı hekim bayan bakan, Fidel Castro`nun iki söylevinden parçalar aktararak örnekler de veriyordu. Bir örnek, katı yağların kalp ve damar hastalıklarına nden olduğunu, yenilmelerinden kaçınılmasına bitkisel sıvı yağların yeğlenmesine dair. Emperyalistler bunu negatif yönde yorumlamışlar, “yok ta böyle söylüyor” demişlerdi.Diğer örnek, öğretmen okulunu bitiren genç kızların Havana`daki resmi geçitlerinde Fidel Amca`sının şu sözleri idi: “Bizden önce Havana`ya binlerce genç köylü kızları gelirdi; emperyalist sürülerine seks malzemesi olmak için…Şimdi ise, bu okumuş, yoksul köylü kızlarımız öğretmenler olarak, kendileri gbi köylü olan kızlarımızı okutmak, yetiştirmek için. İşte aradaki fark”

Neyse, bırakalım Küba`yı da şimdi yeniden ülkemize dönelim, Şaşırtıcı haberleri medyadan öğreniyoruz: AKP`nin elinde bulunan bir kısım belediyeler, lokantalara i.ki yasağı koymuşlar. Gösterdikleri gerekçe, ”gençleri sağlığa zararlı alışkanlıklardan kurtarmak. ” Ne var ki, bu göstermelik gerekçe onları, zararlı etkenlerden korumada zurnanın son deliği bile sayılmaz. Bunun böyle olduğunu merkezi Cenevre`de bulunan “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzman hekimleri de doğrulamaktadırlar.

Kısacası; hepimizin bildiği gibi gençlerin karşı karşıya bulundukları tehlikeler çok yönlüdür. Bunlar içinde içkiden  çok daha önde gelenler vardır. (uyuşturucu, sigara, tinercilik, suçluluk, seks sömürüsü, çok ağır işlerde çalıştırılma ve benzerleri). Yapılması gerekli olan sağlıklı iş de, bütün bu risklerin topluca ele alınması ve bir yandan merkezi yönetim, öte yandan yerel yönetimlerle eşgüdümlü işbirliği halinde önlemler paketi hazırlamak ve ciddi surette uygulamaktır. Bu yapılmayıp ta göstermelik ya da, ideolojik yaklaşımlarla bir şeyler yapılıyormuş gibi göstermek hiçbir yarar sağlamadığı gibi ülke ekonomisine (tarım, sanayi turizm) yüklü zararlar getirir. Bu da böyle biline…

 

Dr. jur. Hüseyin Pekin İsviçre

Dr.med. Yüksel Cavlak Almanya