|
İkili toplum yapıları
Toplum Bilim terminolojisinde, toplum katmanları arasındaki farklılaşmanın aşırı dereceyi bulduğu hallerde, İkili toplum yapıları oluşturduğundan söz edilir. En göze çarpıcı örnek olarak da Brezilya gösterilir. Bundan dolayı da bu sosyolojik olguya Toplumların Brezilyalılaşması da denilir. Kastedilen de, bir yanda lüks, zevk ve sefa içinde yüzen, kendinden başkasını düşünmeyen egoist bir azınlık, öbür yandan da yoksulluk ve hatta açlık sınırının altındaki milyonların oluşturduğu büyük çoğunluktur. Başta Brezilya olmak üzere diğer Latin Amerika ülkelerinin bu durumdan kurtulmak için demokratik mücadele verdikleri, giderek daha da gözle görülür elle tutulur hale gelmekte. Bu mutlu gelişmenin temel nedeni de halkların bilinçlenmesi ve halktan, adaletten (sosyal ve geleneksel adalet) yana olan yöneticileri seçmeleridir. Bizlere de, darısı dostlar başına demek kalıyor. Tarihin yapraklarını çevirirsek: Tarihin yapraklarını çok gerilere doğru çevirirsek, zevk ve sefa düşkünlüğünü çöküntüye varan sonuçlarını simgeleyen iki tipik örnekle karşılaşırız. Bunlardan birisi Ölü Deniz in güneyindeki Sodom ve Gomora`nın (M.Ö. 19`uncu yüzyıl) yok oluşunun öyküsüdür. Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil`de bu iki antik kentin halklarının zevk ve sefaya dalarak ahlaklarının bozulması sonucu Tanrı`nın gazabına uğradıkları ve cezalandırıldıkları bildirilir. Orta İtalya`daki antik Pompei kenti hakkında da benzer söylence vardır.Yakınındaki Vezüv yanardağının patlaması sonucu antik Pompei kenti kalın bir kül tabakası altında kalarak yok olmuştur ( M.Ö. 79) Bilinen tarihsel gerçek orada da, ahlak çöküntüsünün ayyuka çıkmış olmasıdır. İnsanlar zevk ve sefanın yarattığı ahlak çöküntüsünü asla af edemediklerinden olmalı ki, asıl neden sadece bir jeolojik olay olduğu halde, uydurulan söylence günümüze kadar gelebilmiştir: Pompei`nin son günlerinde ahlak o kadar bozulmuştu ki, sonunda Tanrı onları cezalandırdı. Müslümanların kutsal kitabı Kur`an da, insanların servet ve refahtan şımarıp zevk ve sefaya dalmalarını, toplumları çöküşün eşiğine getiren ve toplum katmanlarını birbirine düşman eden sapkınlardan biri olarak gösterir. Kuràn da bağy, teref ve itraf diye anılan bu illet, Allah`ı inkarın ve ruhsal çöküntünün işaretleri olarak bildirilmektedir (İslam`da büyük günahlar, Prof. Dr. Y.N. Öztürk,s. 175). Konu bugünkü Türk toplumu için de günceldir ve önemlidir: Küçük bir mutlu ve refah içinde yüzen,z evk ve sefayı yaşam felsefesi haline getiren azınlığın Türkiye`de de var oluşu yadsınabilir mi? Her gün TC- kanallarını izleyenler, renkli basının sayfalarına şöyle bir göz atıverenler aksini söyleyebilirler mi hiç. Büyük şairimiz Ziya Paşa şiirinde şöyle demişti:İç bade (içki), sev güzeli, var ise aklu şuurun/ Dünya var imiş ya ki yoğ imiş ne umurun. Evet bir yanda onlar, öte yanda ise akşamları evlerine ekmek getirebilmenin telaşı içinde olan milyonlar. Ve de on milyon işsiz olduğunu istatistikler söylüyor, bizler değil.
Dr. jur. Hüseyin Pekin İsviçre Dr. med. Yüksel Cavlak Almanya
|